“Kingsman: The Secret Service” (2014) / Film Eleştirisi

 
Hakan T.Kalkan, 19 Mart 2015, İlk yorum yazan siz olun
Kategori: FİLM ELEŞTİRİSİ
Etiketler:

??????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????

(Sevgili Fatih Yürür’ün kaleminden “Kingsman: Gizli Servis” filmine yakın bakış…)

On yıllardır sinema üzerine dönen ve iyiden iyiye ağızlara kekremsi bir tat çalan “sanat mı yoksa eğlence mi?”, “ne kadarı sanat ne kadarı eğlence?” gibisinden iç bayan polemiklerin tepesine yeni bir tüy dikebilir miyiz bilemem ama her iki cenahtan da ayrı ayrı toparlanıp karşımıza dikilen yapımların pek azı gerçek anlamda “sanatsal(!)” ya da izleyici eğlendirme işlevleri taşıyor orası kesin! Eğlence sinemasının en mahrem bölgeleri üzerinde gezinen ve asla riske girme taraftarı olmayan yapımcıların yağlı ellerinin, bu kulvardaki filmleri obezleştirip, hantallaştırdığı acı bir gerçek! Aksiyon filmi izlerken “aksiyon” göremediğimiz günümüz koşulları düşünüldüğünde, 80’li yıllara duyulan abartılı özlemi hiç de yabana atmamak gerekiyor.

???????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????

Neyse ki, Matthew Vaughn gibisinden, eğlence sinemasına ezberden laf çakanların bile dillerini düğümleyecek birkaç tane yetenekli yönetmen var ve şükür ki ihtiyaç anında, doğru yönlendirilmiş enerjilerini, izleyiciye dozunda bir aksiyon resitali sunmak adına seferber etmekten de çekinmiyorlar. Kick-Ass sayesinde çizgi uyarlama konusundaki yetkinliğini ve bu günün şartlarında bile sert aksiyon koreografileri yaratma maharetini konuşturan Vaughn; perdedeki üçüncü çizgi roman uyarlaması olan Kingsman: Gizli Servis’te de kendisine duyulan güveni boşa çıkarmıyor.

Mark Millar ve David Gibbons ikilisinin iş birliğinin, piyasadaki -en özgün olmasa bile- klişeleri en fazla kaşıyan işleri peyda ettiğinin bir diğer canlı örneği Kingsman… Brian Michael Bendis ile birlikte çizgi roman arenasına Ultimate X-Men serisiyle göbekten dalmış olan Millar; JG Jones ile birlikte kotardığı Wanted sayesinde, kendisine çizgi roman aleminin arka bahçesinde dilediğince at koşturabileceği özerk bir alan açmayı başarmıştı. Miller, Dave Gibbons ile iş birliğine gittiği ve kariyerinin en parlak dönemini işaret eden Kick-Ass ve Kingsman serileriyle akide şekeri kıvamındaki renkli görselleri kana bulama konusunda uzmanlığını konuşturduktan sonra, Steve McNiven ile birlikte öncüllerinin şiddet dozunu pek de aratmayan Nemesis’i önümüze fırlattı. Millar’ın altına imza çaktığı bu özgün yapımların şimdilik üç tanesinin beyazperdeye uyarlandığı düşünülürse, adamımızın adaptasyona açık öyküler konusunda kendi çapında uzman olduğunu da iddia edebiliriz. Ben bu satırları yazarken, yapımcıların Starlight için çoktan kollarını sıvadıklarını da dipnot olarak geçmek gerekir.

???????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????

Miller – Gibbons ve Vaughn üçlüsü, sıkı paslaşmalar konusuna Kick-Ass’in ilk filminde yeteri kadar ısınmışlardı zaten. Patlak renkler üzerine kovalar dolusu kan boca eden bu uyarlama, aksiyon müptelalarını zevkten dört köşe etmiş olsa da, çocuk yaştaki Hit Girl’ün çatır çatır adam doğraması sebebiyle demi-pornografik bir yapım olarak da nitelendirilmişti. Nicolas Cage’i yıllar sonra eli yüzü düzgün bir rolde izleme şansı bulduğumuz Kick-Ass; uyarlandığı kaynakla tutarlılık gösteren bir uyarlama olsa da, kimi izleyiciler tarafından yordamsız şiddet pornosunu, oldukça tutarsız ve iğreti bir dram talimiyle evlendirmeye kalkıştığı için de fazlasıyla sevimsiz bulunmuştu (hadi oradan!).

??????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????

Aslına bakarsanız Vaughn’un Kingsman’de elinde tuttuğu malzemenin de öncülünden pek farkı yok! Yine şiddet pornografisi olarak nitelendirilmesine yetecek kadar kırılan kemik ve insan vücudunun münferit yerlerine saplanan kafi miktarda kurşun sayısı barındıran bir ürün var karşımızda. Her ne kadar Kick-Ass’in kafadan kontak Big Daddy karakteri kadar ağır intikam yeminleri

etmiş, yarı parodi bir karaktere ev sahipliği yapmasa da; suça itilmiş olan Eggsy’nin öyküsü kendinizi bir miktar şartlarsanız sizlere dokunaklı bile gelebilir. Yine de Kingsman’in şiddeti stilize bir sosla sunma biçiminin bazı izleyicilere Kick-Ass’teki kadar sert gelmeyecektir.

?????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????

Mark Miller’ın, Kingsman’i yaratırken Bond serisi başta olmak üzere bütün beylik casusluk külliyatına saygı duruşunda bulunmak dışında, geleneksel ajan imajını, günümüzün hata yapan, ağlayan, sokaktan gelen, şiddet görmekten de göstermekten de çekinmeyen Bourne misali yeni nesil casusların ahlakıyla evlendirme gibi bir amaca sahip olduğunu düşünmemiz pek de yanlış sayılmaz hani!

Kingsman’in yuvarlak masa şövalyelerinden aparılan (ya da o geleneği yüzyıllardır sürdürerek günümüze kadar taşıyan demek daha doğru) jilet kadar keskin takımlarla bezeli centilmen ajanları; her ne kadar 60’lı ve 70’li yılların şaşalı casus filmlerinden fırlamış gibi görünseler de; ağabeyleri James Bond’a oranla fiziksel becerileri çok daha fazla. Bir düzine ayı boğan tipin anatomisini birkaç saniye içerisinde tarumar edebilme gibisinden insan üstü özelliklere sahipler. Yani anlayacağınız başrollerini Steve Carell ve Tina Fey’in paylaştığı Date Night gibisinden salt klişe göndermelerine ya da Austin Powers misali kemiksiz bir parodi mahsulü olduğunu düşünmek, Kingsman’in namına yapılabilecek en büyük hakaret! Tanım aralığının kesinlikle genişletilmeye ihtiyacı var! Mesela; bu zamana kadar yapılmış en zengin süper-casus revizyonu? Bu revizyonun güç aldığı nokta ise sırtını salt parodi ya da göndermelere dayamadan ciddi bir denge sağlamış olması ve aynı zamanda türün en güçlü örneklerinden biri halini alması…

??????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????

Kingsman’in konu itibariyle karakterleri kadar sıra dışı bir içeriğe sahip olduğunu söyleyebilmek zor. Karşımızda en tipik haliyle, gizli teşkilatın / yapılanmanın sınavını geçmeye çalışan, sokaktan gelen, asi, eğitimsiz fakat kendine has yeteneklere sahip çaylağın; sorumluluk alan kendine güveni tam bir bireye dönüşme süreci, mevcut klişelerin büyük bir kısmı kullanılarak anlatılıyor. Paçayı suç dünyasından sıyırmayı başaran Eggsy, önüne çıkan engelleri birer ikişer aşarken; tüm dünyanın karşısına; adeta Nike’ın resmi sponsorluğunu almış olan Valentine adındaki bir bela musallat oluyor. 21. Yüzyılın en büyük global belası olan Küresel Isınma ve buna bağlı tüm felaketlerden kurtulmak için insan nüfusunun yüzde doksan dokuzunu ortadan kaldırma önerisini ortaya koyan Valentine; hizmet ettiği bu amaca karşın, Samuel L. Jackson’un suretinde, son yıllarda bir eğlence filminde gördüğümüzen fiyakalı kötü karaktere dönüşüyor.

Gerisi mi? Bir elinde absürt mizah diğer elinde de ince işlenmiş planlar tutan Vaughn’un, eğlence odaklı aksiyon sinemasının yeni veliahtı ilan edilmesinden ibaret. Bu zamana kadar ikisi edebiyat üçü de çizgi roman uyarlaması olmak üzere totalde beş filmlik bir adaptasyon hazinesine sahip olan Vaughn’un; Bryan Singer ya da Zack Snyder gibisinden, kulvarın büyük isimleri arasındaki yerini sağlamlaştırması ve hatta hiç geri adım atmadığı için şimdilik biraz daha yükseğe sıçramış olması, en azından dar dönemimizde, eğlence sinemasına dair el altında bir jokerimiz olduğunu hatırlatıyor bizlere hani!

?????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????????

Sözün özü; Matthew Vaughn, eğlence sinemasının “eğlendirme” işlevini izleyicilere bir kere daha hatırlatırken; casus filmleri parodilerinden hız almasına rağmen; yarattığı görkemli mizansenler ve lezzetli aksiyon sahneleriyle, türün son yıllardaki en zengin örneği olmayı başarıyor. Son dönemde, hem gerilimi hem de aksiyonu ortak paydada buluşturabilen kaç yapım gördük ki?

Yorumlar

Yorum yazın:

İsim *

Email (görünmeyecektir) *

Websitesi

Sayfa Arama Motoru

Kategoriler

Arşivler

Dost Sayfalar