“Elektra” (2005) / Film Eleştirisi

 
Hakan T.Kalkan, 23 Ekim 2011, 7 Yorum
Kategori: FİLM ELEŞTİRİSİ
Etiketler:

(Arkadaşlar, sevgili Uğur Tatar sinemada ender seyrettiğimiz kadın süper kahraman filmlerinden olan Elektra’yı bizler için yorumladı.) 

KIRMIZI KOSTÜMLÜ KADIN!

“Zamanın başlangıcından beri iyiliğin ve kötülüğün orduları arasında devam eden bir savaş var. Bu savaş büyük bir ölçekte sürüyor olabilir ya da tek bir kişinin yüreğinde. Hatta bir çocuğun bile… Kötülük bir çok şekile büründü ama bunların en karanlığını kullandı. İçinde bulunduğumuz zamanda, kendilerine sadece ‘The Hand’ diyorlar. İyilik ise ‘Kimagure’nin yolundan gidiyor. Onun efendileri geleceği görebilir ve hatta ölüleri bile diriltebilir. Efsane, eşsiz bir savaşçıdan bahseder, kayıp bir ruhtan. Bu savaşçı bir kadındır, annesiz bir kız çocuğu ve onun kaderi iyilikle kötülük arasındaki meseleyi halletmektir. O bir hazinedir ve her iki taraf da eski bir savaşın son silahı olarak onu arar…”

Frank Miller, 158. sayısından itibaren daha sert ve gerçekçi bir hale soktuğu Daredevil’a, 168. sayısında -adı yunan mitolojisinde de geçen- yeni bir kahraman armağan etti: Elektra!

Daredevil filminden de hatırladığımız üzere Elektra, Bullseye tarafından öldürülüyordu. Filmin sonunda ise Daredevil’in elinde, Elektra’nın annesine ait olan kolyenin kabartma harfler ile yapılmış halini görüyorduk. Elektra’nın ölmediğini işaret eden bu ufak sürprizden iki yıl sonra Elektra tek başına perdede boy gösterdi. Daredevil’da usta bir dövüşçü olsa da henüz suikastçı olarak yetiştirilmemiş Elektra’yı, daha öyküsünün başında görmüştük. Şimdi ise takıntıları, uslanmaz karanlık tarafı ve evet, o çok ünlü kırmızı kostümüyle izliyoruz! Daredevil’de siyah kostüm giyiyor olması, çizgi romanın hayranlarının epey sızlanmasına sebep olmuştu hatırlarsanız. Gerçi kırmızı kostümü bu filmde sadece iki kere görüyoruz ya neyse!

Daredevil filminde, öldürülen babasının intikamını almaya çalışan ancak talihsiz bir şekilde ölen(!), şimdi de Daredevil’in kör hocası Stick tarafından diriltilip eğitilen Elektra, Raphael misali elinden düşürmediği ‘Sai’leri ile bu sefer annesinin intikamını almak için uğraşıyor! Hiç şaşırtıcı olmayan bir biçimde film bundan ibaret!

Kahramanın geçmişini birkaç flashback ile anlatan ve bodoslama aksiyona dalan Elektra, karakterin içini tamamen boşaltan bir uyarlama. X-Men: The Last Stand ve The Incredible Hulk’ın senaryolarından tanıdığımız Zak Penn dâhil üç senaristin, Elektra’nın “olmayan” hikâyesini anlatma çabaları -tahmin edildiği gibi- pek başarılı sonuçlanmıyor ve senaryonun yerlerde sürünmesine sebep oluyor. “Suikastçının, ucunda çok para olan son işi kabul etmesi” gibi fazlasıyla klişe bir konu ile temellendirilen öykü, ilerleyen zamanlarda filme eklenen çokça kötü adam ile izlenebilir hale getirilmeye çalışılsa da, kötü adamların filmden çabucak tasfiye edilmesi, aldığımız ufak keyfi kursağımızda bırakıyor. Bu yüzden, vücudundaki dövmelerden çeşitli hayvanlar çıkaran Tattoo’dan tutun da, zehirli öpücük sahibi Typhoid gibi önemli kötü adamların birkaç numara sergileyip filmi terk etmeleri seyirciye yapılmış en büyük haksızlık! Ayrıca Elektra’nın, ondan güçlü her kötü adamı tabir-i caizse “şansa” yenmesi “Bu ne biçim bir kahraman!” diye isyan etmemize sebep olmuyor değil! Öyküye zorla sıkıştırılan ne idüğü belirsiz ve inandırıcılıktan yoksun aşk(!) hikâyesi de tek kelime ile fiyasko!

90’ların popüler dizisi The X-Files ile Emmy Ödülleri’ne aday olan ve 1998 yılında dizinin ilk sinema filminin yönetmenliğini de üstlenen Rob Bowman, belki de Elektra’nın filmografisindeki ilk (ve tek) çizgi roman uyarlaması olmasının azizliğine uğruyor! Açıkçası senaristlerin ortaya koyduğu kötü senaryodan da, yönetmenin iyi bir film çıkarması pek mümkün değil. Ancak Rob Bowman, işin görsel kısmında da başarılı olamadığından, Elektra ucuz bir uzak doğu zırvası olmaktan öteye gidemiyor!

Filmde Elektra’dan fırsat bulup perdede gözüken karakter sayısı çok ama filmde oyunculuk namına konuşacak pek bir şey maalesef yok! Elektra’nın küçük klonu Abby rolünde genç oyuncu Kirsten Prout umut vaat etse de, Abby’nin babasını oynayan Goran Visnjic filmde ne aradığını soran şaşkın bakışlarından bir türlü kurtulamıyor. Terence Stamp, Stick rolüne yakışsa da senaryoda altı iyi çizilemediğinden olsa gerek tatmin edici bir oyunculuk çıkartamıyor. Artık kötü adam figürü ile özdeşleştirdiğimiz Cary-Hiroyuki Tagawa ise filmde kısa bir süre görünüp kayboluyor. Keza diğer kötü adamalar için de durum bundan farklı değil!

Peki, Elektra’ya ikinci kez hayat veren Jennifer Garner nasıl bir oyunculuk sergiliyor? Daredevil’da kısmen daha başarılı bir oyunculuk sergileyen Jennifer Garner, bu filmde soğukkanlı bir katile dönüşen Elektra rolünde, bu role son derece alışkın olmasına karşın oldukça sırıtıyor ve oyunculuğu, cinsel cazibesini öne çıkartmaktan başka bir işe yaramıyor!

Yani anlayacağınız Elektra, bol aksiyonlu eğlencelik bir film gibi gözüküp seyir keyfinizi baltalayacak türden bir yapım. Çok şey vaat etse de, vaat ettiklerinin neredeyse hiç birini yerine getiremiyor! Siz illa da “Elektra’yı şöyle kanlı canlı bir görmek istiyorum.” diyorsanız en iyisi Daredevil’i izleyin…

Uğur TATAR

FİLMİN FRAGMANINI SEYRETMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorumlar

7 yorum yapılmış, Yorum yazın:
  1. deadpool
    23 Ekim 2011, 8:06 pm

    Elektra gerçekten sıkıcı bir filmdi bence filmin çıkmasınında bir gereği yoktu . Uğur abi ellerine sağlık vallaha katılıyorum sana her zaman ki gibi 😀

  2. Uğur Tatar
    23 Ekim 2011, 8:52 pm

    Teşekkürler “deadpool” =)

  3. CrowHalil
    23 Ekim 2011, 8:56 pm

    Film bana göre tamamen vasat bir film değildi.Marve filmi hayranı bir kişi için sırf Elektra için bile izlenebilirdi.Bahsettiğin filmde kötü adamların çokluğu bu filmde ters tepip karakterlerin üstünde durulmasını engellemiş ,Daredevil bu konuda gerçekten başaralıydı.Aksiyonun bütünlüğünü kormuası bana göre gayet eğlenceli geldi.Efektler orta derece buldum.Ama filmin çıkış tarhinden beri bekledğim bir proje olan Deadpool’ile ilgili görüşlerini almak isterim

  4. Uğur Tatar
    23 Ekim 2011, 9:10 pm

    Sevgili “CrowHalil”, bu filme iyimser yaklaşabilmek için Catwoman ile kıyaslamak lazım bence =) Catwoman’a kıyasla izlenebilir bir film Elektra, lakin ben Daredevil’da öldükten sonra hiç dirilmemiş olmasını diledim Elektra’nın. Tabi bu benim şahsi görüşüm. Ama çizgi roman hayranları tarafından da Elektra’ya hiç sıcak bakılmadığını belirtmekte fayda var. Deadpool için ise şimdilik konuşmak erken bence. Önce bir teşrif etsinde =)

  5. Fatih YÜRÜR
    24 Ekim 2011, 10:35 pm

    Ben bir Deadpool sever olarak son derece ön yargılı görüşlerimi söyleyeyim : o iş tamamen yaş! Projeye dair ortada ner bir şey yok ama bahsi geçtiği gibi tim Miller çekerse altından ne derece kalkabilir bilemiyorum! Bir de işin aslı tamam Deadpool seviliyor ediliyor ama şimdi dürüst olalım ki hollywood elindeki altın yumurtlayan tavukları bile gırtlaklamaya başlamışken (Misal, Conan, Wolverine…) Deadpool’un akibeti hiç de parlak gözükmüyor…Haaa umarım yanılırım -ki gönülden istiyorum yanılmayı- Belki önümüzdeki 3 yıl içerisinde Hollywood’un yönelimleri, izleyiciyi efekt havuzunda boğmak yerine “eğlendirmek” tarafına doğru biraz kayar da keyifli bir film izleriz…Malum Deadpool abzürdika bir karakter, adına yaraşır bir materyal çıksa ortaya pek bir seviniriz…Bu arada yazı için ellerine sağlık Uğur…

  6. Uğur Tatar
    24 Ekim 2011, 10:49 pm

    Tıpkı Elektra gibi Hollywood’un önce öldürüp sonra tekrar diriltip başlı başına bir filme taşıyacağı Deadpool’un da akıbeti pek parlak gözükmediğinden Fatih’in söylediklerine katılmamak mümkün değil ve teşekkürler =)

  7. CrowHalil
    24 Ekim 2011, 10:53 pm

    bende katılıyorum Deadpool’a şans verilmeli tamam haklsınız akibeti belli değil ,bence bunun nedeni yapımcı geri tepmesnden korkuyor çok geveze bir karakter oldğu için daha sıkcı olmasından korkuluyor umarım Marvel şirketi yokolana kadar Deadpool’un bir filmini çekerler ….

Yorum yazın:

İsim *

Email (görünmeyecektir) *

Websitesi

Sayfa Arama Motoru

Kategoriler

Arşivler

Dost Sayfalar